Hüzün Sözleri

Deniz Demir 24 Mayıs 2016 2
Hüzün Sözleri
SPONSOR BAĞLANTILAR

Güzel sözler kategorimizde şimdi de sizlere en güzel ve en ilgi çekici Hüzün Sözlerini derledik.İnsanın yaşayabileceği en olgun duygulardan birisidir ki her insanın içerisinde mutlaka bir iz bırakır. Günümüzde yazarlar, hüznü anlatan o kadar çok söz kullanmışlardır ki bizlerde sitemiz içerisinde sizlere bu seçenekleri sunabilmek adına kitapları karıştırdık ve internet üzerinde yaptığımız araştırmalar ile en iyi örnekleri sizlere sunabilme yoluna da gidiyoruz. Türkiye genelinde sürekli olarak büyüyen ve gelişen bu sınıf içerisinde sözler anlamında en iyi arşivi her geçen gün sitemiz içerisinde bulabilme şansına sahip olabileceksiniz.

EN GÜZEL HÜZÜN SÖZLERİ

  • Geceyi hüznün taklidi olarak kabul ediyorum
  • Kazma küreklerini aldıktan sonra yürümeye başladılar; onları hertürlü hüzne boğan gamlı gıcırtı ayaklarının altında eziliyordu. Tepelere yumak yumak sarılan sis, vadilerde salkım saçaktı.
  • Yunanlar kitap yapar bu tür öyküleri. Film yapar, dizi yapar. Eleni anlatır, Eftemiya anlatır, okumuşsunuzdur belki, hüzünlenmişsinizdir. Biz pek yapmayız. Hem geleneksel tembelliğimizden, hem de, alt tarafı alın yazısı olarak kabulleniriz olanı biteni. Rumların bize dediği gibi, senin yüzünden oldu demeyiz.
  • Dünyada bana hiçbir şey, doğuştan hüzünlü bir insanın zorla gülmeye çalışması kadar acı gelmemiştir.
  • Özlem hüzünlüdür — hüzün de, özlemli.
  • Sevmek böyle bir şey miydi? İki kişi bütün geç kalmışlıklarını arkada bırakıp, birlikte geç kalacakları yeni şeyler mi buluyordu? Eğer öyleyse biz bunun için uygun değildik.
  • Unutmanın acısı, ayrılığın acısından farklı. Ayrılık hüzne yakın, unutmak kasvete yani birini er geç unutmaya mahkûm olduğunu bilmenin kasvetinden bahsediyorum. Belki de neden bahsettigimi bilmiyorum, sadece üzülüyorum, vasıfsız keder.
  • Sabahları uyandığıma sevinemiyorum. Gecenin sıkıntısı, öğleye kadar sürdüğü için, sabahın verdiği diriliği yaşayamıyorum. Öğleden sonra da akşamın hüznü çöküyor.
  • Hüzünlü kadınları seviniz. Hüznüne sahip çıkan kadın kadar güzel başka hiçbir şey yoktur hayatta…
  • Uykuda yeni bir dünya kurabilirsin kendine dedim. Anlamadı, hep uyuşuk, hep tembel, hep depresyondaydım onun için, daha sonraları deli…
  • Uykuda yeni bir dünya kurabilirsin kendine dedim. Anlamadı, hep uyuşuk, hep tembel, hep depresyondaydım onun için, daha sonraları deli…
  • Hüznünü bir mücevher gibi taşıyan kadınlara…
  • Eşleri bir arada tutan şeyin paylaşılan mutluluktan ziyade hüzün olma ihtimalini düşündüm. Birbirini seven çiftlerin hüznü paylaşırken birbirlerine gösterdikleri yakınlık, mutluluğu paylaşırken gösterdiklerinden ziyade olmalıydı.
  • Her gece bir hüzün, bir keder çöküyor üzerime.
  • Sadece bir kere bile sebepsiz yere hüzünlendiysen, bütün hayatın boyunca bilmeden öyle olmuşsundur.
  • Unutmanın acısı, ayrılığın acısından farklı. Ayrılık hüzne yakın, unutmak kasvete yani birini er geç unutmaya mahkûm olduğunu bilmenin kasvetinden bahsediyorum. Belki de neden bahsettigimi bilmiyorum, sadece üzülüyorum, vasıfsız keder.
  • Yağmurlu ikindilerde görülen hüzünlü bir rüya gibiydi hayat.
  • Hüzün taze tutar aşk yarasını. Yaramdan da hoşum, yarimden de.
  • Bu sırada yüreği, ateşli bir istekle, hüzünlü bir özlemle, biraz küçümsemeyle ve tertemiz bir mutlulukla dolu olarak çarpıyordu.
  • Unutmanın acısı, ayrılığın acısından farklı. Ayrılık hüzne yakın, unutmak kasvete. Yani birini er geç unutmaya mahkum olduğunu bilmenin kasvetinden bahsediyorum, birini yavaş yavaş unuttuğunun bilincine vardığın anların sıkıntısından bahsediyorum, o kişinin parça parça silinip alakasız hatıraların arasına karışmasından bahsediyorum. Belki de neden bahsettiğimi bilmiyorum, sadece üzülüyorum, vasıfsız keder.
  • “Kitaplardan çok insanlarla düşüp kalkmaya ihtiyacım var” diye düşündü. Bu kadar hüzün yeter.
  • Omuzların dik, başın yukarıda olmalı hüzün kökünden silinmesede ertelenebilir.
  • Ben de, o zamana kadarki hayatımın boşluğunu, gayesizliğini sırf böyle bir insandan mahrum oluşumda bulmaya başlamıştım. Zaman zaman beni saran hüzünlerin, hayat bıkkınlığının bir ruhi hastalık alameti olmasından korkardım. Bir kitabı okurken geçen iki saatin ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.
  • Sevmek, “Niye sevdim!” diye hayıflanmadan sol yanındaki yangınlara yağmurların inmesini beklemektir. Ayrılık soluğunun taş kestiği anda son kez sarıldığında sevdiğine, tenine hüzün dikenlerinin batması ve ah etmeden mor yaralarını gözyaşlarına rehin vermektir.
  • Hepimiz büyüktük. Küçük küçük parçalarla, aynı üzüntüden payını alan büyük ve hüzünlü kişiler.
  • Ayrılık hallerinden bir haldir hüzün. Dünya dediğimiz bi hüzün gurbeti değil miydi zaten? Hüzün ki en çok yakışan aşıklara. Yandık, yakıldık;ama hüzünden yana asla yakınmadık. Ne de olsa biz mahsun bir peygamberin ümmeti değil miyiz? Hüzün taze tutar aşk yarasını. Yaramdan da hoşum yarimden de…
  • Eşleri bir arada tutan şeyin paylaşılan mutluluktan ziyade hüzün olma ihtimalini düşündüm.Birbirini seven çiftlerin hüznü paylaşırken birbirlerine gösterdikleri yakınlık,mutluluğu paylaşırken gösterdiklerinden ziyade olmalıydı..
  • Buna yorgunluk demeyelim. Hüzündür olsa olsa, palyaço giysileriyle gelen aldatıcı hüzün.
  • İçimi belli belirsiz bir hüzün kapladı,” Kadınlar daha fazla zevk alıyorsa neden isteyen taraf hep biziz ? ” diye sordum.
  • Hüzün birlik sırrıydı. Bölünmezdi ki, paylaşılsın. Onun için Allah sevdiği kullarının kalbine birliğinin yansıması hüznü atardı önce. Hüzne tutunan insanlar, kullukta adım adım yol alırdı.
  • Sen ve ben olduğumuz sürece tüm bu hüzünler sıcak bir yakınlaşma için bahanedir.
  • Aşk gelince burukluğun şiirinde hüzün dokur heceler ve azarlanmış kalpleri ısırır tam yarısında geceler. Saban onunla sürerse toprağı koşarak, ancak o vakit yeşerir taze bir başak.
  • Şimdi! Şimdi yirmi bir yaşında değilim, artık ölmenin de yaşamak gibi zor olduğunu, küçücük bir gözyaşı damlasının içinde yaralı yüreğimi defalarca boğabilecek kadar çok hüznün birikebileceğini biliyorum.
  • Kendimi bir dereceye kadar sevdirdimse de yüreğinde istediğim yere ulaşamadım.
  • Nasıl açıklardım hüznün delirişini?
  • Zira tek başına, hepten yalnız kalmak, hatta üzülecek bir şey olmaması ne kadar hüzün verici, hiçlik, tam bir hiçlik… Bu yüzden kaybettiğin her şey, her şey bir hiçtir, aptalcadır, sıfırdır, var olan sadece hayaldir!
  • Oyala beni dünya demeliydim. Televizyonla oyala, internetle oyala, esrarla oyala, edebiyatla oyala, alkolle, pornoyla ve nescafeyle oyala. Oyalarken bana dokunduğunu hissedeyim; sırtımı sıvazla, saçlarımı okşa. Oyala bizi dünya, hüznümüzü ve sefilliğimizi unuttur…
  • Nerede olursa olsun bütün dönüşler herzaman kasvetliydi. İki kişi gidiyoruz, üç kişi dönüyoruz; sen, ben, hüzün…
  • Yaz beni ey Kalem! Kalbim hüzün denizine öyle daldı ki… İnsanlar acımasız, vefasız. Yaratandan başka kimim kaldı ki?
  • Yazmayı denedin mi hiç? Harfler ve harflerin birlikteliğinden oluşturabileceğin sonsuz anlamlar zamanın kolay geçmesini sağlar. Ne üstüne yazacağını bilmiyor musun? Başkalarına anlatabileceğin bir hüznün mutlaka vardır.


Paylaş 0 Tweetle 0 Paylaş 0

2 Yorum »

  1. Еlfаrаbi. 14 Ocak 2017 at 13:28 -

    Dеnеmеk içindi.

  2. Ayşe Akaltun 09 Aralık 2016 at 16:26 -

    Keşke yaptığınız alıntıların kime ait olduğunu da yazsanız. Yazarına haksızlık ediyorsunuz.

Orjinal Sözler Yorum

0,758 saniyede 153 sorgu yapıldı